22 Ağustos 2010 Pazar

İnsan zihninin derinliklerinden, ülkemin gündeminin sığlıklarına!

Niyet ediyorum ki bu serzeniş, insanoğlunun potansiyelini minimumda tutmaya çabalayan, enerjilerini emerek, onları günbegün tüketenleri, buradan titreşimler yayarak gerçeklikle yüzleştirsin.

Ve tekrar niyetimdir ki, potansiyelinin farkında olmayan, içe kapandıkça kapanan, korkularının kölesi olmuşları, gelişime, sevgiye ve bilgiye yönlendirsin.

Ey "kendini neyle tanımlıyorsan", tanımların ötesindeki öz'den uzaklaştıkça yaklaştığın hiçlikte yok olmadan, bu çağrıya kulak ver.

Bu çağrı, gerçek sandığın sanrıları yararak sana ulaşmaya çalışan sezgisel bir demet.

Bir demet ki yaydığı aydınlıkla, kör noktaları gösterecek, görüleri durulayacak.

Bir demet ki kendi kendini kıstırdığın bu kapandan özgürleştirecek,

Seni saran yoz bilgi yığınından sıyıracak.

* * * * * *

Çok şükür ki perdeler kalkıyor..

"Ortak bilinçdışı" uyanıyor, uyandırıyor..

Akış olması gerekene kayıyor..

İlim bilimle barışıyor,

Korku sevgiye dönüşüyor...

Ve iyilik, hep olduğu gibi kazanıyor..

28 Mart 2010 Pazar

Chi, qi, ki, prana ve "TIN"

Evet sevgili dostlar, çoğu kültürdeki nefes, yaşam enerjisi anlamlarına gelen, Çince'de qi (chi), Hintçe'de prana gibi kelimelerle ifade edilen kavram acaba Türkçe'de de ifade bulmuşmudur. Araştırmamıza Türkçe'nin bilinen en eski sözlüğü, kaşgarlı Mahmut'un hediyesi Divanü Lugati't-Türk'ten başlayabiliriz.


Bingoo!

tın تن :

Ruh ve nefes.


Peki günümüz Türkçesine yansımaları varmıdır bu günyüzüne çıkamamış derin kavramın?


dinç, dinlenmek, canlı..

tınç, tınlanmak, tınlığ...



ilginç değil mi ?

tındırmıştır umarım, tınlanmak, tınsal şifa bulmak dileğiyle...

17 Ocak 2010 Pazar

Evet kelimeler arasında ne kadar beklediğimizi bilemezsiniz ama bir tahmin yürütseniz yanılmazsınız. Sezgilerime bir saflığın anısını yüklediğimde dünyam değişiyor.